Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Tez Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Yayın Berkun Oya Filmografisinde toplumsal sınıf kavramının sosyal değişim perspektifinden incelenmesi / The analysis of the concept of social class in Berkun Oya's Filmography from a social change perspective(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Erkal, Özge; Varışlı, BerfinBu çalışma, Türkiye'deki toplumsal sınıfların ve sınıfsal hareketlilik dinamiklerinin bir değerlendirmesini sunmaktadır. Çalışma, Berkun Oya’nın eserlerini sosyolojik bir mercek altına alarak toplumsal sermaye ve kültürel sermayenin sınıfsal farklılıkların belirlenmesindeki etkisini ve bu iki sermaye biçiminin sınıfsal hareketlilik üzerindeki rolünü incelemektedir. Çalışmanın kavramsal çerçevesi Bourdieu’nun sermaye biçimleri ile Foucault’nun söylem, kimlik ve iktidar kavramlarına dayanmaktadır. Doğu-Batı, modern-muhafazakâr gibi ikiliklerin Türkiye’deki sınıfsallık üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Özellikle, toplumsal ve kültürel sermaye sahipliğinin Türkiye’de sınıfsal hareketlilikte belirleyici bir rol oynadığı öne sürülmüştür. Berkun Oya’nın eserlerinde kimlik çatışmaları ve bireylerin toplumsal hiyerarşideki konumlarıyla ilişkilendirilebilecek anlatılar, Türkiye’nin sınıfsal yapısına dair bir inceleme fırsatı sunmuştur.Yayın Limited şirkette pay devir sözleşmesi / Share transfer agreement in limited company(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Kocaoğlu, Dila; Aktaş Ertan, BetülBu çalışmada limited şirkette pay kavramına ilişkin açıklamalar, pay devir sözleşmesinin kurulmasında uyulması gereken esaslar, sözleşmenin esaslı ve yan unsurları, sözleşmenin geçerlilik şartı, pay devir sözleşmesinde genel kurul kararı ve sonuçları ile pay devir sözleşmesinin hüküm ve sonuçlarına ilişkin hususlar irdelenmiştir. Belirtilen konularda detaylı bir çalışma yapılarak pay devir sözleşmesine ilişkin problemlerin tespiti ve çözümü bakımından kanun hükümleri, bilim insanlarının görüşleri ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır.Yayın Suriyeli sığınmacıların gündelik hayattaki zorluklarla baş etme stratejileri: İstanbul Sultanbeyli örneği / Strategies for Syrian refugees to cope with the difficulties in daily life: The case of Istanbul Sultanbeyli(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Tevetoğlu, Ayşenur; Edibe, SözenSuriyelilerin Türkiye’ye göçü 9 Nisan 2011’de akşam vakti 252 kişilik bir grubun sığınma talebiyle tel örgüleri aşarak Hatay Yayladağ’a giriş yapmalarıyla başlamıştır. Göçün 13. yılında Suriyelilerin Türkiye’deki varlığı geçici koruma kapsamında olsa da, bu statü artık sürdürülebilir değildir. Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaş ve bölgedeki belirsizlik, Suriyelilerin aileleriyle birlikte Türkiye’de bir düzen kurdukları göz önüne alındığında Suriyelilerin artık Türkiye’ye yerleştikleri ve kalıcı hale geldikleri açıktır. Bu bağlamda araştırma nesnesi olarak Türkiye’deki statüleri, gündelik hayatları, toplumsal etkileşimleri ve entegrasyonlarının incelenmesi önemlidir. Bu çalışmanın konusunu Türkiye’deki Suriyeliler oluşturmaktadır. Suriyelilerin gündelik hayat zorlukları ve bu zorluklarla baş etme stratejilerini anlamak, sosyolojik perspektifte ele almak amacıyla yola çıkılan çalışmada; yaklaşım etnometodolojik yaklaşım, yöntemsel olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada derinlemesine mülakat, katılımcı gözlem, doküman incelemesi olmak üzere üç nitel araştırma tekniği kullanılmıştır. Saha çalışması İstanbul’un Sultanbeyli ilçesinde yaşayan 15 kadın 14 erkek olmak üzere 29 Suriyeli sığınmacı ile yarı-yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılarak yüz yüze derinlemesine mülakatlarla gerçekleştirilmiştir. Veriler, nitel veri analiz tekniklerinden olan ‘’tema analizi’’ ve “betimsel analiz” ile değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında Suriyeli sığınmacıların gündelik hayat zorlukları ve bu zorluklarla baş etme stratejileri; dil sorunu, ekonomik zorluklar, barınma sorunları, ön yargı ve stereotipler, ayrımcılık ve sosyal dışlanma, kamusal alan sorunu olmak üzere altı başlık altında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların gündelik hayatlarındaki zorlukların temeli Türkiye’deki yasal statüleri ve ayrımcılığa dayanmaktadır. Gündelik hayat zorlukları karşısında geliştirilen stratejiler incelendiğinde ‘’boyun eğme’’, ‘’sessiz kalma’’, ‘’ödün verme’’, ‘’toplumsal izolasyon’’, ‘’kimliğini gizleme’’ gibi çaresizlikle şekillenen stratejiler ön plana çıkmıştır.Yayın Bir kronik hastalık hikayesi: Diyabetes mellitus tanısı olan yetişkin bireylerin hastalık deneyimleri ve yönetimlerini etkileyen sosyo-kültürel faktörlerin incelenmesi: Tokat örneği / A story of chronıc illness: An examination of socio-cultural factors affecting the disease experience and management of adults with diabetes mellitus: Tokat case(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Safa, Saadet Lale; Akşit Dudaklı, GökçesuBu tezin temel amacı, kendine özgü nitelikleriyle, ömür boyu ve günün her saati var olan Diyabetes Mellitus hastalığının, hastalığı yaşayan bireyler tarafından nasıl deneyimlendiği ve nasıl yönetildiğini ve bunları etkileyen unsurları sosyolojik olarak değerlendirmektir. Sağlık ve Hastalık Sosyolojisi kapsamında yapılan çalışma, nicel ve nitel tasarımın bir arada kullanıldığı karma teknikle gerçekleştirilmiştir. Amaç, önce nicel verilerle katılımcılara ait genel bir profil oluşturmak ve arkasından ortaya çıkan bulguların sosyal bağlamlarını, bireylerle yüz yüze derinlemesine görüşme yaparak ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın evrenini Tokat il merkezi ve merkeze bağlı 113 köyde yaşayan ve diyabet tanısı olan, 18 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. Ancak çalışmanın nicel aşaması Covid-19 pandemi dönemine rast geldiği için, Tokat il merkezinde bulunan iki kamu hastanesinin dahili ve cerrahi kliniklerine kabul edilen hastalarla tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından oluşturulan anket formu kullanılarak toplam 205 hasta ile yüz yüze görüşülerek toplanmış, SPSS 27.0 Program yardımı ile değerlendirilmiştir. Anket uygulanan bireylerin sadece ikisi tip 1 diyabet olduğu için çalışma, tip 2 diyabetik bireyler üzerinden sürdürülmüştür. Çalışmanın nitel verileri, anket uygulanan 205 diyabetik birey arasından,13 kadın, 13 erkek toplam 26 katılımcı ile yüz yüze görüşerek elde edilmiş ve veri analizi araştırmacı tarafından içerik analizi yapılarak tema ve alt temalar/alt kategoriler şeklinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın nicel bulgularına göre, hastalık deneyimi açısından; bireylerin yaklaşık yarısı, genel sağlıklarını “orta” düzeyde tanımlamış, dörtte biri ruhsal sorun yaşamış, yaklaşık üçte ikisi fiziksel yetersizlik yaşamıştır. Nitel bulgularına göre ise, katılımcılar hastalığa daha çok olumsuz/yıkıcı anlam yüklemişlerdir. Bireyler fiziksel değişikliklerle birlikte, biyografi, kimlik ve benlikle ilişkili değişimler, damgalanma, sosyal izolasyon, başkasına yük olma gibi birçok psikososyal sorun yaşamaktadırlar. Nicel bulgulara göre, hastalık yönetimi açısından, en iyi uyum düzenli ilaç kullanmak iken en düşük olan sırasıyla egzersiz, diyet ve takip yapmadır. Nitel bulgular da bunlarla uyumlu seyretmiştir. Ayrıca, sonuçlar üzerinde kişisel faktörlerden çok sosyokültürel faktörler etkilidir.Yayın Uluslararası iklim değişikliği hukukunun devlet egemenliği ilkesi üzerinde etkisi / The impact of international climate change law in the principle of state sovereignty(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Timur, Damla; Aksar, Yusufİklim değişikliği, bilim insanları tarafından ortaya konduğu üzere, geçtiğimiz yüzyılda insan kaynaklı faaliyetler sonucu salınan sera gazlarının sebep olduğu, doğal olmayan bir küresel sorundur. Soruna müdahale edilmemesi halinde gezegendeki ısı artışıyla ciddi olumsuz sonuçlar doğacağı, bilimsel olarak kesinlik kazanmıştır. İklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarıyla mücadele için uluslararası iklim değişiklikliği hukuku rejimi devletlerce ve neredeyse evrensel bir katılımla oluşturulmuştur. Aynı zamanda iklim değişikliğinin insanlığın ortak sorunu olarak nitelendirilmesi, devletlerin bu sorunu kabulü ve uygulamaları bakımından önem arz etmektedir. Ancak devletlerin rejimden kaynaklanan sorumluluklarının temelde egemenlik alanlarındaki faaliyetlerine ilişkin olması, rejimin uluslararası mekanizmalarla taraf devletlerin ülkelerindeki faaliyetleri açısından zorlayıcı ve yönlendirici bir rol üstlenip üstlenemeyeceği sorusunu akla getirmektedir. Bu sebeple, uluslararası iklim değişikliği hukuku rejiminin kaynaklarının ve denetim mekanizmalarının hukuki niteliklerinin ele alınması gerekmektedir. Devletin egemenliği ilkesinin iklim değişikliği gibi bir konuda etkin önlemler alınmasında dezavantaj oluşturup oluşturmadığı, uluslararası denetim ve yaptırım mekanizmalarının oluşturulmasına getirebileceği sınırlamalar, devletin ülkesinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin sınır aşan olumsuz sonuçlarının ileri sürülme yolları ve yerel faaliyetlerin ne kadar denetim altına alınabileceği, iklim değişikliği rejiminin uygulanabilmesi bakımından önem arz etmektedir. Küreselleşen dünyada uluslararası hukukun rolü ele alınarak, rejimin oluşturduğu uluslararası hukuk belgelerinin devletlere yüklediği sorumlulukların ve egemenlik ilkesinin sorumluluk kapsamına tezahürünün incelenmesi ile uluslararası egemenlik kavramının tekrardan yorumlanması gerekmektedir. Tüm bunlara ek olarak, ulusal ve uluslararası yargı kuruluşlarının devletin iklim değişikliğinden kaynaklanan yükümlülüklerine ilişkin verdiği kararlar, uluslararası iklim değişikliği hukukunun devletlerin ülkelerinde hangi mekanizmalarla ve ne kadar uygulanabildiğini tespit etmek bakımından önem arz etmektedir.Yayın Konjenital kalp hastalığı olan çocukların yaşam doyumu ile ebeveynlerinin tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi / Determination of the relationship between life satisfaction of children with congenital heart disease and the burnout levels of their parents(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Başıaçık, İrfan; Erkut, ZeynepBu araştırma, 8-13 yaş grubu Konjenital Kalp Hastalığı (KKH) olan çocukların yaşam doyumu düzeyleri ile ebeveynlerinin tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tek merkezli, prospektif, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklemini Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk kardiyoloji polikliniğine başvuran, KKH’na sahip 234 çocuk ve ebeveyni oluşturdu. Araştırma verileri Bilgi Formu, Çocuklar için Yaşam Doyumu Ölçeği ve Ebeveyn Tükenmişliği Değerlendirmesi Ölçeği ile toplandı. Çocukların, Çocuklar İçin Yaşam Doyumu Ölçeği puan ortalamasının 17,32±1,75 (ölçek minimum-maksimum değerleri: 0-25) olduğu bulundu. Ebeveynlerin, Ebeveyn Tükenmişliği Değerlendirme Ölçeği toplam puan ortalamasının 17,43±6,19 (ölçek minimum-maksimum değerleri: 0-138) olduğu belirlendi. Ebeveyn tükenmişliği ile çocuk yaşam doyumu arasında negatif yönde çok zayıf bir korelasyon ilişkisi (r=-0,087) olduğu, ancak bu ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptandı (p=0,185). Çocukların yaşam doyumu düzeyleri ile ebeyenlerin tükenmişlik düzeylerinin, katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre farklılaşmadığı tespit edildi (p>0,05). Araştırma sonuçları doğrultusunda KKH olan çocukların ve ebeveynlerinin psikososyal açıdan desteklenmeleri önerilebilir.Yayın 6-12 yaş arası çocuklarda venöz kan alma sırasında oluşan ağrıyı azaltmada ebeveyn katılımlı dikkati başka yöne çekme ve rüzgârgülü üfleme yöntemlerinin etkisi / The effect of parental-ıncluded distraction and windroom blowing methods in reducing the pain during venous blood drawing in children 6-12 years old(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Yılmaz, Nagihan; Erkut, ZeynepBu araştırma 6-12 yaş grubu çocuklarda venöz kan alma işlemi sırasında oluşan ağrıyı azaltmada ebeveyn katılımlı dikkati başka yöne çekme ve rüzgârgülü üfleme yöntemlerinin etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü deneysel olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklemini Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi kan alma birimine Ekim-Kasım 2024 tarihleri arasında başvuran ve araştırma kriterlerine uyan 84 çocuk (ebeveyn katılımlı grup=28, rüzgârgülü grubu=28, kontrol grubu=28) oluşturdu. Araştırmanın verileri Bilgi ve Kayıt Formu, Wong-Baker Yüzler Ağrı Değerlendirme Ölçeği, Görsel Analog Ölçeği (VAS), rüzgârgülü ve bilmece listesi ile toplandı. Ebeveyn katılımlı dikkati başka yöne çekme grubundaki çocuklara venöz kan alma işlemi sırasında ebeveynleri tarafından bilmece soruldu. Rüzgârgülü grubundaki çocuklara işlemden önce ve işlem sırasında rüzgârgülü üfletildi. Kontrol grubundaki çocuklara rutin venöz kan alma işlemi uygulandı. İşlem sırası ve işlemden 1 dakika sonra çocuklar Wong-Baker Yüzler Ağrı Değerlendirme Ölçeği, ebeveyn ve hemşire VAS ile çocuğun ağrısını değerlendirdi. Tüm değerlendiricilere göre ebeveyn katılımlı dikkati başka yöne çekme ve rüzgârgülü grubundaki çocukların her iki değerlendirme zamanındaki ağrı puan ortalamalarının kontrol grubundaki çocuklardan daha düşük olduğu bulundu (p=0,000). Araştırmanın sonuçları doğrultusunda, okul dönemi çocuklarında venöz kan alma işlemi sırasında ebeveyn katılımlı dikkati başka yöne çekme ve rüzgârgülü üfleme yöntemlerinin kullanılması önerilebilir.Yayın Sinema ve mitoloji bağlamında kader temalı filmler: “Oyuncunun Kaderi” kısa film örneği / Fate themed movies in the context of cinema and mythology: “The fate of the Actor” short film example(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Ezer, Elife Gül; Yalın, Celal OktayBu çalışmada, sinema ve mitoloji bağlamında kader temalı filmler irdelenmektedir. Kader kavramına önemli bir yer veren "Truva", "Sliding Doors", "Babil", "Amores Perros" ve "21 Grams" filmleri örneklem olarak seçilmiştir. Seçilen filmler olay örgüsü, karakterler, arketipler, semboller ve diğer dramatik unsurlar açısından çözümlenmektedir. "Truva" filmi, Antik Yunan mitolojisindeki Truva Savaşı'nı merkeze alarak, Tanrılar ve insanlar arasındaki ilişkiyi vurgulamaktadır. "Sliding Doors", kaderin ve tesadüflerin yaşam üzerindeki belirleyiciliğini sorgularken, "Babil" filminde, farklı coğrafyalardan gelen karakterlerin hayatlarının birbirine nasıl bağlı olduğu ve kaderin bu bağlantıları nasıl şekillendirdiği ele alınmaktadır. "Amores Perros" ve "21 Grams" filmleri ise, karmaşık anlatı yapıları ile kaderin, tesadüflerin ve insan seçimlerinin dramatik sonuçlarını ortaya koymaktadır. Çalışma eser odaklı bir tez çalışması olduğu için; kader temasını somutlaştıran bulguların işlendiği, ‘Oyuncunun Kaderi’ adlı özgün bir kısa film yapıtı ortaya konmuştur.Yayın Türkiye'deki belgesel profesyonellerinin gözünden dijital platformlarda yayınlanan belgesel yapımlar üzerine bir alımlama analizi: NetFlix örneği / A reception analysis on documentary productions broadcasted on digital platforms from the perspective of documentary professionals in Turkey: The example of NetFlix(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Şimşek, Canberk; Çakıcı Öztürk, GülçinBu tez, belgesel sinemanın dijital dönüşümünü ve dijital platformların ortaya çıkardığı yeni anlatı dillerini incelemeyi amaçlamaktadır. Dijital medya platformlarının belgesel sinemaya etkisi, içerik üretimi, dağıtımı ve izleyiciyle etkileşim biçimlerinde köklü değişimlere yol açmıştır. Bu bağlamda, çalışmada Türk belgesel profesyonellerinin gözünden Netflix platformunda yayınlanan The Social Dilemma ve My Octopus Teacher adlı yapımlarının alımlama analizi yapılmıştır. Çalışmanın odak noktası, X ve Y kuşaklarından profesyonellerin bu dijital yapımlara ilişkin algılarını, eleştirilerini ve değerlendirmelerini ortaya koymaktır. Dijital platformlar üzerinden izlenen bu belgesellerin anlatı yapıları, görsel estetikleri, kullanılan teknikler ve toplumsal temalar üzerine yapılan analiz, dijital dönüşümle birlikte belgesel sinemada gelişen yeni anlatı dillerini incelemektedir. Bu çerçevede, kuşaklar arası farkların belgesel profesyonellerinin algılarını nasıl şekillendirdiği, dijital platformların içeriklerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasındaki rolü ve içeriklerin ticari odaklarının belgesel sinemanın estetik ve etik değerlerini nasıl dönüştürdüğü tartışılmıştır.Yayın Rotoskop tekniğinin holokost temalı filmlerde kullanımı: “Umut Işığı” filmi örneği(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Ünker, Yusuf Tolga; Yalın, Celal Oktayİkinci Dünya Savaşı süresince yaşanan Holokost nedeniyle milyonlarca insan zulüm görmüş ve ölmüştür. Özellikle Doğu Avrupa'da bir Yahudi kolu olan Aşkenazlar, Holokost'ta pek çok kurban vermiştir. Genel itibarıyla, Holokost dönemi filmlerinin konuları, Avrupa ülkelerinde İkinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı yerlerde geçmektedir. Eser odaklı bu tez çalışmasının çıktısı olan "Umut Işığı" filmi ise savaşın dışında kalma mücadelesi vermiş olan Türkiye'de yer almaktadır. Film, savaşın atmosferini, İkinci Dünya Savaşı’nın yaşanmış olduğu Avrupa şehirlerinden birinde olmasa da Avrupa’nın güneydoğusunda yer alan İstanbul'da geçen bir hikâye temelinde göstermektedir. "Umut Işığı" filmi, neredeyse yüzyıldan bu yana kullanılmakta olan rotoskop (rotoscope) tekniği seçilerek oluşturulmuştur. Rotoskop tekniği, canlı görüntülerden referans alınarak yapılan çizim ve boyama işlemlerine dayalı bir animasyon yöntemidir. Bu sayede, resim, grafik tasarım ve sinema tekniklerinin bir araya getirilmesiyle insan hakları temasına dayalı kısa metrajlı bir dönem filmi oluşturulması hedeflenmiştir.Yayın Yurtdışında havacılık sektöründe çalışan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kültürlerarası iletişim ve adaptasyonuna yönelik nitel bir çalışma / A qualitative study on intercultural communication and adaptation of Turkish citizens working in the aviation industry abroad(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Türkmen, Burak; Çapan Özeren, ÖzlemBu araştırma, yurtdışında çalışan Türklerin, özellikle havacılık sektöründe görev yapan bireylerin, uluslararası iş ortamlarına uyum süreçlerini ve karşılaştıkları zorlukları incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, duygusal zekâ (EQ), dil yeterliliği, kültürel farkındalık, sosyal uyum ve güvenlik algısı gibi faktörlerin uyum sürecine etkilerini değerlendirmiştir. Kültürel zekâ (CQ), Hofstede’nin Kültürel Boyutlar Teorisi, Trompenaars ve Hampden-Turner’ın Kültürel Farklılık Tipolojileri ve Allport’un Temas Hipotezi teorik çerçevede kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla nitel veri toplanmış ve MAXQDA yazılımı ile içerik analizi yapılmıştır. Bulgular, yüksek kültürel zekâ ve gelişmiş dil becerilerine sahip katılımcıların, uluslararası iş ortamlarına daha hızlı uyum sağladığını göstermektedir. Öneriler arasında, kültürel farkındalık ve dil yeterliliklerini artıracak eğitim programlarının geliştirilmesi, uyum süreçlerini destekleyecek stratejik önlemlerin alınması ve yöneticilere kültürel farklılıkları yönetme konusunda eğitim verilmesi yer almaktadır.Yayın Kişiler arası iletişim: sosyal medya bağımlılığı (evli bireyler üzerine bir araştırma) / Inter personal communication: social media addiction (a study on married individuals)(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Özgün, Selda; Arat, TugayAraştırmada evli bireylerde sosyal medya bağımlılık düzeyi, kişiler arası iletişim ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nicel araştırma modellerinden, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu kapsamda araştırmada veri toplama aracı olarak anket tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini Antalya’da yaşayan tüm evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 500 evli çifttir. 500 kadın ve 500 erkek olmak üzere toplam, araştırmaya katılacak evli bireylerin seçiminde küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Muratpaşa, Kepez ve Konyaaltı şeklinde 3 küme belirlenmiştir. Çalışmanın anket evrenin tamamına ulaşılması kolay olmadığından örneklem alma yoluna gidilmiştir ve uygun örnekleme metodu kullanılmıştır. Uygun örnekleme yöntemi zaman ve işgücü kaybını önlemeyi amaçlayan, gerekli görülen büyüklükteki bir gruba ulaşılıncaya kadar en ulaşılabilir olan cevaplayıcılardan başlayarak bir örneklem oluşturur. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM Spss 25.0 versiyonu ile gerçekleştirilmiştir.Yayın Konargöçer barınma belleği üzerinden acil durum barınma birimlerine yönelik çözüm önerisi / A proposal for emergency shelters based on nomad shelter cultural heritage(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Cumhur Tuğcuoğlu, Çiğdem; Özkan, ÖzgürAnadolu coğrafyası, yüzyıllar ötesinden bu yana süregelen göç hareketlerine ev sahipliği yapan, birçok kültürün bir arada harmanlandığı çok özel topraklara sahiptir. Göçü yaşam biçimi bilen toplulukların çevre koşullarına bağlı olarak ürettikleri barınma ihtiyaçları çözümlerine ait örtük bilgi, canlı tutulmak amacıyla nesilden nesile aktarılmaya çalışılmış, yakın dönemde göçebe toplulukların yerleşik hayata geçişlerindeki artışın sonucu olarak ise bu kültürel aktarımın sürdürülebilirliği tehlike altına girmeye başlamıştır. Yine Anadolu coğrafyasında oluşan depremler sonucunda yerleşik düzene sahip insanlar yerlerinden olurken, yaşamlarında bir belirsizliğe doğru hareketlenme oluşmaktadır. Birbirinden bağımsız olarak görülen bu iki olgudan biri diğerinin acısına şifa olabilecek bilgeliğini, nesiller boyunca deneyimlerini biriktirerek aslında oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı, coğrafyamızın kaderi olarak nitelendirilen deprem gerçeği sonrası ortaya çıkan acılara, ihtiyaçlara yine aynı coğrafyanın kadim bilgeliğinin bir parçası olan Anadolu konargöçer belleğinin şifa, çözüm ortağı olmasına aracı olmaktır.Yayın Modada marka aktivizmi / Brand activism in fashion(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Süzmen Yalçınkaya, Arzu; Otay Demir, Filizİnsanlık olarak çevresel ve iklimsel krizler, salgın hastalıklar, savaşlar gibi giderek artan varoluşsal problemlerle karşı karşıya olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Bu problemlerle ilgili bireysel olarak hepimizin üzerimize düşen sorumluluklar olduğu gibi, iş dünyasının getireceği çözümler noktasında yeni bir söyleme ve herkes için adil bir gelecek taahhüdüne ihtiyaç söz konusu. Günümüzde özellikle ilerici genç tüketiciler, markaların sadece kâr elde etmek için değil, hizmet ettikleri topluluklar ve içinde yaşadığımız gezegen için de endişe duymalarını; dürüstlük, şeffaflık, ortak iyilik doğrultusunda eylemde bulunmalarını talep ediyor. Bu ihtiyacı karşılamak üzere toplumun geleceğini ve gezegenin sağlığını önemseyen işletmeler için değer odaklı bir gündem olarak ortaya çıkan marka aktivizmi, iş dünyası için yeni bir zorunluluk olmaya başlamış ve günümüzde marka odağına sekizinci boyut olarak ‘aktivist marka’yı eklemek, markaların geleceği açısından önemli hale gelmiştir. Bu tezde de marka yönetiminde yeni bir kavram olan marka aktivizmini detaylı olarak analiz etmek amaçlanmakta, bir markayı aktivist yapan etkenlerin neler olduğu, aktivist şirketlerin iletişim faaliyetlerinde kullanılan mesajların hangi stratejiler doğrultusunda tasarlandığı anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla yöntem olarak örnek olay incelemesi kullanılmış ve ABD’li outdoor giyim markası Patagonia ele alınmıştır. Patagonia markasının örnek olarak seçilmesinin temel nedeni; markanın kendisini “aktivist ve sorumlu marka” olarak tanımlaması; outdoor giyim sektöründe ilerici ve otantik marka aktivizmi faaliyetleri ile yer alması ve aktivizmi markanın misyonu olarak kabul ederek şirketin tüm eylemlerinde faaliyete geçirmiş olmasıdır. Patagonia, sürdürülebilir bir giyim endüstrisine yönelik eğitim, çevre yönetimi, yenilikçi sürdürülebilir üretim ve yaşam döngüsü iş stratejileri ve endüstri işbirliklerinde liderlik yoluyla sürdürülebilirliğin uzun süredir savunucusu konumundadır. “Gezegeni kurtarmak” misyonu ile kendisini “aktivist marka” olarak konumlandıran Patagonia markası, sektörde 50. yılını kutlarken uyguladığı aktivist eylemler ve marka iletişim stratejileri doğrultusunda tezde örnek vaka çalışması olarak incelenmiştir. Günümüzde en önemli küresel problemlerin başında gelen çevre tahribatı, küresel ısınma, aşırı tüketim gibi konuları Patagonia markasının Marka Aktivizmi çalışmaları kapsamında ele alan bu çalışmada verilen çevresel, siyasal ve sosyal aktivizm örnekleri, geleneksel kâra dayalı kapitalist anlayışla bu problemlerin çözülemeyeceğini; tüketicilerin, siyasilerin ve sivil toplum kuruluşlarının aynı bilinçle hareket etmeleri gerekliliğini vurgulaması açısından önem taşımaktadır. Patagonia markasının politik ve toplumsal değişimi etkilemek, tüketicileri aktivist gündemine dahil etmek ve diğer kuruluşları marka aktivizmine katılmaya motive etmek için gerçekleştirdiği uygulamalar analiz edilirken, Türkiye’deki markaların faaliyetlerine örnek ve ilham teşkil etmesi umut edilmektedir.Yayın Çözüm odaklı psikoeğitim programının öğretmenlerin sosyal problem çözme becerilerine ve psikolojik sağlamlıklarına etkisinin incelenmesi / Examining the effect of solution-focused short-term approach-based teacher psycho-education pogram on social problem solving skills and psychological resilience(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Akdağ, Melisa; Bedel, AhmetÇözüm Odaklı Kısa Süreli Yaklaşıma Dayalı Öğretmen Psikoeğitim Programının, okul öncesi öğretmenlerinin sosyal problem çözme beceri düzeyleri ve psikolojik sağlamlıkları üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlayan çalışma yarı deneysel düzende gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evrenini İstanbul Şişli’de 2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı içerisinde okul öncesi öğretmenlik hizmeti veren okul öncesi öğretmenler oluşturmuş ve ölçüt örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmaya 8 öğretmen deney grubundan, 8 öğretmen ise kontrol grubundan toplamda 16 kişi dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyal Problem Çözme Envanteri- Kısa Formu (SPÇE-KF) ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada istatistiksel işlemler de kullanılmak üzere Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Deney grubuna ve kontrol grubuna ön test ve son test uygulanmıştır. Psikoeğitime katılan öğretmenlerin Sosyal Problem Çözme Envanteri son test puanları ile ön test puanları arasında anlamlı derecede fark olduğu ve buna göre sosyal problem çözme becerileri düzeylerinin arttığı görülmüştür (p<0,05). Psikoeğitime katılan öğretmenlerin Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği son test puanları ile ön test puanları arasında anlamlı derecede fark olmadığı görülmüştür (p>0,05). Sonuç olarak, bu araştırma kapsamında, çözüm odaklı kısa süreli yaklaşıma dayalı öğretmen psikoeğitimin sosyal problem çözme becerilerini anlamlı bir şekilde arttırdığı ve psikolojik sağlamlık üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür.Yayın 7354 sayılı öğretmenlik meslek kanunu hakkında okul yöneticilerinin görüşleri / Opinions of school administrators on the teaching profession law numbered 7354(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Yumurtacı Lammich, Elif; Bağcı, Şükrü ErhanÖğretmenlik Meslek Kanunu pek çok tartışma ile birlikte 14 Şubat 2022 tarihi itibariyle yürürlükteki yerini almıştır. Kanun, pozitif ve negatif yönleriyle uzunca bir süredir tartışılmakta ve gidişata bakıldığında da bu durum devam edecek gibi görünmektedir. Araştırma; Öğretmen Meslek Kanunu’nu inceleme, okul yöneticilerinin deneyimlerini ve bu kanunun mesleki gelişim, mali haklar ve mesleki itibar üzerindeki etkilerini anlamak hedeflenmiştir. Literatürde, öğretmenlik meslek kanunları üzerine yapılan çalışmaların sınırlı olması, bu araştırmayı önemli kılmaktadır. Araştırmada, bir nitel araştırma yöntemi olan fenomenoloji yöntemi kullanılmıştır. Araştırma çalışma grubu ise; 2023-2024 Eğitim Öğretim yılında İstanbul’da görev yapmakta olan okul yöneticilerinden oluşmuştur. Katılımcılar, maksimum çeşitlilik ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılmak suretiyle belirlenmiştir. Bu bağlamda, 15 okul yöneticisiyle yarı yapılandırılmış görüşme formu üzerinden derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu yöntem, yöneticilerin kanun hakkındaki düşüncelerini özgürce ifade etmelerine olanak tanımıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Önemli bulgular arasında, öğretmenlerin mali haklarının iyileştirilmesinin motivasyonlarını artırıcı etkisi olduğu, ancak kariyer basamaklarının adil olmayan kıstaslarla belirlendiği yönündeki eleştiriler öne çıkmaktadır. Okul yöneticileri meslek kanununun çıkarılması hakkında olumlu düşüncelere sahipken kanunda yöneticilere yönelik bir düzenleme olmaması, yöneticilerin mesleki statülerinin göz ardı edilmesi motivasyon kaybına neden olmaktadır. Ayrıca, öğretmenlerin kanunun toplumsal statülerine olumlu yönden etki edebileceği, ancak uygulamada birçok eksikliğin olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, öğretmenlik meslek kanununun hem olumlu hem de olumsuz etkiler yarattığı, bu nedenle kanunun daha kapsamlı ve adil düzenlemelerle geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Yayın Genç yetişkin bireylerde problemli internet kullanımı ile ilişkili bilişsel ve duygusal faktörlerin incelenmesi / Examination of the relationship between social media addiction levels, body perception and identity status of young adults(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Öğüt Koç, İrem; Bahtiyar, BaşakBilgiye erişim ve sosyalleşme gibi çeşitli amaçlara hizmet eden internet, günümüzde oldukça kullanılır hale gelmiştir. Artan internet kullanımı sonucunda bireylerin sosyal, psikolojik ve mesleki yaşamlarının olumsuz etkilenmesi, problemli internet kullanımı olarak nitelendirilmektedir. Genç yetişkinler günlük hayatta yaşadıkları stresle baş etmek amacıyla da internet kullanımına sıklıkla başvurabilmektedir. Bu amaçlı bir kullanım kısa vadede stres deneyiminden uzaklaştırıyor olsa da, uzun vadede problemli internet kullanımını tetikleyebilmektedir. Ayrıca stres ile baş etmek için başvurulan birtakım duygu düzenleme stratejilerinin de problemli internet kullanımını arttırabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı genç yetişkin bireylerde algılanan stres, bilişsel esneklik ve davranışsal duygu düzenleme stratejilerinin problemli internet kullanımını ile ilişkisini araştırmaktır. Araştırma Türkiye’de yaşayan 18-25 (Ort. = 22.14, SS =2.38) yaş aralığında, görsel ve motor becerilerinde herhangi bir sıkıntı olmayan, okuma-yazma bilen 489 (334 kadın, 155 erkek) gönüllü katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırma verileri çevrimiçi platformda Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği, Bilişsel Kontrol ve Esneklik Ölçeği, Davranışsal Duygu Düzenleme Anketi kullanılarak toplanmıştır. Korelasyon analizi sonucunda algılanan stres, depresif belirti düzeyi, problemli internet kullanımı ve geri çekilme duygu düzenleme strateji arasında pozitif, bunlar ile duygular üzerinde bilişsel kontrol, değerlendirme ile başa çıkma esnekliği ve aktif olarak yaklaşma stratejisi arasında negatif yönde ilişki olduğu görülmüştür. Grup karşılaştırmalarına göre kadın katılımcıların algıladıkları stres düzeyinin erkek katılımcılara kıyasla anlamlı olarak daha yüksek olduğu, daha fazla sosyal destek arayışında bulundukları görülmüş; problemli internet kullanım düzeyinin ise erkek katılımcılarda kadınlara göre daha yüksek olduğu, internet kullanımına bağlı olarak gelişen olumsuz sonuçlardan daha fazla etkilendiği gözlenmiştir. Öte yandan erkeklerin olumsuz düşünce ve duygularını kontrol edebilme düzeyinin de kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Dahası psikolojik yardım geçmişi olan katılımcıların depresif belirti ve algılanan stres düzeylerinin, aşırı internet kullanımının ve sosyal destek arayışının yardım geçmişi olmayan bireylere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca yardım geçmişi olmayan katılımcıların yardım geçmişi olanlara göre olumsuz duygu ve düşüncelerini kontrol edebilme düzeyinin daha yüksek olduğu, stres yaratan durumu görmezden gelme stratejisini daha fazla kullandıkları belirlenmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre bireylerin yaş, sosyoekonomik düzey, başa çıkma esnekliği, duygular üzerinde bilişsel kontrol ve işlevsel davranışsal duygu düzenleme stratejilerinin kullanımındaki artışın problemli internet kullanımındaki azalmayı anlamlı olarak açıkladığı, bir gün içerisinde internet kullanımına ayırılan süre ve işlevsel olmayan düzenleyici stratejilerin kullanımının problemli internet kullanımındaki artışı anlamlı olarak yordadığı sonucuna varılmıştır. Bu bulgular genç yetişkin bireylerde problemli internet kullanımında etkili olan duygusal, bilişsel, demografik faktörlere dair alanyazına bilgi sunmakta ve problemli internet kullanımı oluşumunu önlemek adına klinik müdahalelerde bilişsel kontrol ve esneklik düzeyi ile duygu düzenleme becerilerinin ele alınmasının önemine dikkat çekmektedir.Yayın Ebeveynleşme ve kariyer kararı öz-yeterliği ilişkisinde savunma biçimlerinin aracı rolü / The mediating role of defense styles on the relationship between parentification and career decision-making self-efficacy(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Fındık, Ecehan; Arı, ElaBu çalışmanın amacı ebeveyn odaklı ebeveynleşme, kardeş odaklı ebeveynleşme ve ebeveynleşmeden algılanan yararın kariyer kararı öz-yeterliği ile ilişkisinde savunma biçimlerinin aracı rolünü incelemektir. Çalışmanın örneklemini İstanbul’da iki vakıf üniversitesinde psikoloji bölümünde okuyan, yaşları 18-42 arasında değişen 285 kadın ve 33 erkek, toplam 318 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Veriler Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Ebeveynleşme Envanteri, Savunma Biçimleri Testi ve Kariyer Kararı Öz-Yeterliği Ölçeği-Kısa Formu ile toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda ebeveyn odaklı ebeveynleşme ile kariyer kararı öz-yeterliği ilişkisinde olgun ve immatür savunma biçimlerinin aracı etkisi olduğu görülmüştür. Kardeş odaklı ebeveynleşme ile kariyer kararı öz-yeterliği ilişkisinde de olgun ve immatür savunma biçimleri aracı etkiye sahiptir. Ebeveynleşmeden algılanan yarar ile kariyer kararı öz-yeterliği ilişkisinde immatür savunma biçiminin aracılığı vardır. Literatürde kariyer kararı öz-yeterliğine aile ilişkileriyle ilgili değişkenlerin etkileri araştırılmış ancak ebeveynleşme ile ilişkisi incelenmemiştir. Bu çalışmanın önemi ebeveynleşmenin kariyer kararı öz-yeterliğini nasıl etkileyebildiğine dair bir model test etmiş olmasıdır.Yayın Genç yetişkin bireylerin sosyal medya bağımlılık düzeyleri, beden algıları ve kimlik statüleri arasındaki ilişkinin incelenmesi / Examination of the relationship between social media addiction levels, body perception and identity status of young adults(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Tunçel, Fatma Hülya; Gazioğlu, NesterenBu araştırma; Türkiye’de yaşayan 18-35 yaşları arasındaki genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin kimlik statüleri, sosyal medya bağımlılık düzeyleri ve beden algıları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu temel amaca ek olarak literatür taraması yapılırken ‘’görünümle ilişkili sosyal medya bilinci’’ kavramı da araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın örneklem grubu 301 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılardan elde edilen veriler çevrimiçi ortamda ‘’Kişisel Bilgi Formu’’, ‘’Ego Kimlik Süreci Ölçeği’’, ‘’Beden Algısı Ölçeği’’, ‘’Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği’’ ve ‘’Görünümle İlişkili Sosyal Medya Bilinç Ölçeği’’ kullanılarak toplanmış ve IBM SPSS programı ile yorumlanmıştır. Veri analizinde; Pearson Korelasyon Analizi, Regresyon Analizi ve Tek Yönlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Korelasyon analiz sonuçlarına göre, sosyal medya bağımlılık düzeyi artıkça genç yetişkin bireylerin beden algılarının olumsuz bir hale geldiği ve sosyal medyadaki görünüşlerine yönelik farkındalıklarının anlamlı biçimde arttığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal medyayı kontrollü bir şekilde kullanan ve bağımlılık düzeyi düşük olan bireylerin kimlik bağlılık davranışlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bedenlerine yönelik olumsuz tutumları olan bireylerin sosyal medyadaki görünüşlerini daha çok düşündüğü ancak beklenenin aksine bu bulgunun istatiksel bağlamda anlamlı olarak değerlendirilmediği saptanmıştır. Kimlik statülerinin ve kimlik bağlılık davranışlarının genç yetişkin bireylerin sosyal medyadaki görünüşlerine yönelik farkındalıkları üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı ancak kimlik araştırma davranışları yüksek olan bireylerin sosyal medyadaki görünüşlerini daha fazla düşündüğü gözlemlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda, kimlik bağlılık davranışlarının, beden algılarının ve sosyal medyadaki görünüşe yönelik farkındalıkların sosyal medya bağımlılığının anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Kimlik statülerine göre değişkenler incelendiğinde; moratoryum ve dağınık kimlik statüsündeki bireylerin sosyal medya platformlarına daha bağımlı oldukları, ipotekli ve başarılı kimlik statüsündeki bireylerin bedenlerine yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan çalışma sosyal medya kullanımın kimlik gelişim süreçleri ve bedene yönelik tutumlar üzerinde negatif yönde bir etkisi olduğunu bulgulamıştır. Araştırmanın bulguları ilgili alan yazında yapılan güncel çalışmalar temelinde tartışılmıştır.Yayın Cerrahi hemşirelerinin mesleki tutumları ile bakım verici rollerine ilişkin tutumları arasındaki ilişki / The Relationship between surgical nurses' professional attitudes and their attitudes towards their care giveıng role(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Parlak Demir, Gizem; Kubat Bakır, GizemÇalışmanın amacı cerrahi hemşirelerinin mesleki tutumları ile bakım verici rollerine ilişkin tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışma cerrahi hemşirelerin mesleki tutumları ile bakım verici rollerine ilişkin tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik tanımlayıcı kesitsel desende tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında hemşirelerden Tanımlayıcı Bilgi Formu, Kolorta Hemşirelik Tutum Ölçeği ve Hemşirelerin Bakım Verici Role İlişkin Tutum Ölçeği aracılığıyla veriler toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Packagefor Social Sciences) 26.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesi ve değişkenler arası ilişkinin incelenmesi için t testi, Kruskall Wallis testi, Mann Whitney U testi, korelasyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların %86.5’i kadın, %13.5’i erkek olup, yaş ortalaması 27.28±5.3 yıl, mesleki deneyim ortalaması ise 6.5±5.6 yıldır. KOLORTA ve HBRTÖ puanları cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, eğitim düzeyi ve çalışma şekli gibi değişkenlerle istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki göstermemiştir (p>.05). Ancak, cerrahi serviste çalışan hemşirelerin ameliyathanede çalışanlara göre daha düşük KOLORTA puanı (p<.05) ve gelir durumu giderinden az olanların daha düşük KOLORTA puanı (p<.05) olduğu bulunmuştur. Ayrıca, ameliyathanede çalışanların bakım verici rollerine ilişkin tutum düzeyleri cerrahi serviste çalışanlara göre daha yüksektir (p<.05). Araştırmada ameliyathane hemşireleri ile cerrahi servis hemşirelerinin mesleki tutum düzeyi ile bakım verici rollerine ilişkin tutum düzeylerinin farklı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Hemşirelerin mesleğe karşı tutumu ile bakım verici rolleri arasında ilişki olmadığını göstermektedir.