Maltepe Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Maltepe, Maltepe Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

 

Güncel Gönderiler

Yayın
The sonographer’s and pathologist’s perspective of echogenic microfoci in papillary thyroid carcinoma
(Katherine Bryer, 2023) Bahçecioğlu, Adile Begüm; Gürsoy, Alptekin; Dizbay Sak, Serpil; Ilgan, Seyfettin; Bilezikçi, Banu; Erdoğan, Murat Faik
Objective: Punctate echogenic foci (PEF)/microcalcifications are thought to represent psammoma bodies (PB) in histopathology. However, there are few and contradictory data on this. Different types of sonographic echogenic microfoci (EMF) are seen in papillary thyroid carcinoma (PTC), and their histopathological equivalents are not clearly known. There is also conflicting data on the interobserver agreement between the sonographers on EMF. Methods: We prospectively collected US video records of PTC nodules with and without EMF in two large thyroid centers. All video recordings were independently interpreted by three blinded, experienced sonographers. EMF were classified as true microcalcifications (punctate echogenic foci (PEF) ≤1 mm long), linear microechogenities (>1 mm long, posterior acoustic enhancement of the back wall of a microcystic area), comet-tail artifacts/reverberations or linear microechogenities with comet-tail artifacts/ reverberations, non-shadowing coarse echogenic foci (>1 mm nonlinear areas) and unclassifiable. Histopathological evaluation was performed by two blinded, qualified pathologists. Results: A total of 114 malignant nodules were included. The average Cohen’s kappa (κ) of three sonographers for the EMF presence was 0.775, indicating substantial agreement. A substantial agreement for PEF with 0.658 κ, only fair agreement for other types of EMF with 0.052 to 0.296 κ were detected. EMF were significantly associated with PB and papillae. PEF had an evident relationship with PB in multivariate analysis. There was a strong positive correlation between the amount of PEF and PB (r = 0.634, P < 0.001). Conclusions: PEF in PTC mainly correspond to PB on histopathology. Although observation of EMF varies among sonographers, this inconsistency can be reduced by classifying EMF into subgroups and keeping the term ‘PEF’ only for true microcalcifications.
Yayın
Bilimkurgu filmlerindeki simülasyon evreninin teknoloji ve dijital oyunlarla ilişkisi, “G.A.F.” kısa film projesi
(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Özışık, Yusuf; Zengineken, Emre
Sinemanın sanat olarak kabul edilme sürecinden itibaren gerçeklik kavramı, dönemin teorisyenleri tarafından tartışılan bir konu olmuştur. Biçimci ve gerçekçi olarak ikiye ayrılan teorisyenler, sinemanın gelişimini büyük ölçüde etkilemişlerdir. Gerçekçi yaklaşım, sahnelerin doğallığına vurgu yaparak izleyicilere gerçek dünyayı daha yakından deneyimleme fırsatı sunar. Bu yöntem, seyircinin karakterlerle duygusal bir bağ kurmasını kolaylaştırır ve izleyicileri olayın içine çekme potansiyeli taşır. Biçimci yaklaşım ise sanatsal ifadeye odaklanarak film yapımını bir sanat eseri olarak ele almaktadır. Fransız teorisyen Jean Baudrillard’ın simülasyon teorisi, gerçeğin simülasyonlar tarafından yerine getirildiği ve anlamın kaybolduğu bir dünya anlayışını öne sürmektedir. Bu çalışmada, Baudrillard’ın simülasyon teorisi bağlamında bilimkurgu filmlerindeki sanal dünyalar ve gerçek dışı teknolojilerin kullanımına yönelik araştırmalar yapılarak, günümüzdeki yansımalarına yer verilmiştir. Günümüzde sekizinci sanat olarak varlığını kabul ettiren dijital oyunların, simülasyon teknolojileri ile olan ilişkisine ayrıca değinilmiştir. Çalışmanın amacı, bilimkurgu filmlerindeki sanal dünyaların ve gerçek dışı teknolojilerin, günümüz teknolojilerine olan etkisi ile toplumsal yaşantımıza olan faydalarına dikkat çekmektir. Eser olarak sunulan ‘G.A.F’ filminde simülasyon teknolojilerinin insan hayatına olan etkisi açıkça görülmektedir.
Yayın
Pandemi sürecinde evden çalışan beyaz yakalıların çevrimiçi alışverişteki satın alma davranışlarının değişimi: Mobilya sektörü örneği
(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Apaydın, Ege; Özlü, Özden
2020 yılında ortaya çıkan Covid-19 salgını kısa bir süre içerisinde dünyaya yayılmış ve Türkiye’de 11 Mart 2020 yılında vaka sayılarında önlenemeyen artışlar sebebiyle pandemi ilan edilmiştir. Salgın birçok sektörü etkilediği gibi mobilya sektörünü de ciddi düzeyde etkilemiştir. Pandemi döneminde bireyler evlerinde daha fazla vakit geçirdikleri için mobilyalara olan talep artmış, tedarik edilme süreçlerinde yaşanan aksaklıklar sebebiyle de satın alma tutumlarının değişmesine sebep olmuştur. Bu sebeple yapılan araştırmanın konusu, mobilya sektöründe pandemi sürecinde evden çalışan beyaz yakalıların çevrimiçi alışverişteki satın alma davranışlarının değişiminin incelenmesi olarak belirlenmiş ve bireylerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeylerine göre pandemi öncesi, dönemi ve sonrası satın alma tutumları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi için istatistiksel analizler yapılmıştır. Çalışma sonucunda pandemi öncesinde ve sonrasında satın alma tutumlarının zayıf ve pozitif yönde bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yaşa ve eğitim düzeyine göre dönemler arası anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyete göre pandemi öncesinde anlamlı bir farklılık olduğu ancak pandemi döneminde ve pandemi sonrasında anlamlı bir farklılığın olmadığı da tespit edilmiştir. Ek olarak, E-Ticaret ölçeği kullanılarak katılımcıların internetten mobilya satın alımlarında; insan sağlığına, fiyata, satıcı puan ve yorumlarına ve bilindik mobilya markalarının kendi internet sitelerinden alışveriş yapmaya dikkat ettikleri ve e-ticaret sitelerinin mağazalara göre daha ekonomik olduğunu düşündükleri saptanmıştır.
Yayın
Küresel tedarik yapısının kurulmasını destekleyen faktörlerin belirlenmesi için ölçek geliştirme çalışması
(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Doğan Mesutoğulları, Tuğçe; Bayarçelik, Ebru Beyza
Küresel değer zincirlerinin büyümesi ve genişlemesi ile firmalar tedarik ve üretim aşamalarını ülkeler arasında bölerek, ana uzmanlıklarına odaklanabilmekte, verimliliği ve kaliteyi arttırabilmekte, maliyeti azaltabilmekte, rekabet edilebilir düzeye gelmekte ve de sürdürülebilir bir büyüme sağlayabilmektedir. Küresel değer zincirlerinde firmalar yeni ve teknolojik malzemeler tedarik ederek, yeni hizmetler sağlayarak ve de bunları karlı hale getirmek adına faaliyetlerini sürdürerek değer yaratmaktadırlar. Dünya’daki sınırların yavaş yavaş kaldırıldığı ve ticaret hacminin, KDZ’lerin giderek genişlediği düşünüldüğünde, KDZ’deki en önemli aşamalardan birinin de küresel tedarik diğer bir deyişle küresel kaynak kullanımı olduğu görülmektedir. Küresel tedarik yapısının sağlam ve doğru bir şekilde kurulması firmalara temel olarak maliyet, yenilik, kalite ve rekabet edilebilirlik avantajı sağlamaktadır. Maliyet ve kalite gibi konularda olumlu etkilerine bakıldığında dolaylı olarak firmaların pazar paylarının büyümesine ve müşteri memnuniyetinin artmasına katkıda bulunmaktadır. Aynı zamanda küresel değer zinciri içerisinde küresel tedarik sürecinin yürütülmesi firmaların daha inovatif ürünler elde edebilmesine, teknolojik ürünler sağlayabilmesine, sürekli gelişme ve öğrenme konularına da katkı sağlamaktadır. Küresel tedarik yapısının doğru ve esnek olması da bir faydadır. Özellikle olağanüstü durumlarda, Covid-19 pandemisi, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail – Gazze savaşı sebebiyle Kızıldeniz krizi gibi, öngörülebilir politikalarla oluşturulmuş ve riski minimize edecek şekilde tasarlanmış ya da her zaman alternatif bir planı bulunan küresel tedarik süreci günümüzde gerekli ve kritik olan bir süreç olmuştur. Çalışma KDZ ve küresel tedarik yapısının kurulmasını destekleyen etken faktörlerin ortaya konması bakımından önemli bir çalışmadır. Ayrıca literatürde konu üzerine bu denli kapsamlı bir saha çalışması olmaması, elde edilen veriler ve sonuçlar açısından çalışmaya daha fazla önem kazandırmaktadır. Çalışmanın literatüre sağlayacağı katkının yanı sıra, küresel tedarik yapısı kuracak firmalara ya da mevcut yapısını tekrar değerlendirip inceleyecek firmalara yol gösterici olması, KDZ’de özellikle geriye doğru katılıma da olumlu katkı sağlaması hedeflenmektedir. Çalışma iki kısım olarak hazırlanmıştır. İlk kısımda lojistik, küresel tedarik, değer zinciri ve küresel değer zinciri ve bunlarla ilişkili konular ile literatür çalışması yapılmıştır. İkinci kısımda ise çalışma keşfedici karma metotlu bir saha araştırması olarak uygulanmıştır. Derinlemesine mülakatlar ile konuya ilişkin nitel veriler elde edilerek ve literatüre dayandırılan madde havuzu oluşturulmuş ve bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Ölçeğin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri test edilerek kabul edilmiştir. KDZ yapısına uygun firma yönetici ve çalışanları ile yapılan mülakat ve anket yöntemi ile veriler elde edilmiş, sunulmuş ve değerlendirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin küresel değer zinciri literatürüne daha önce çalışılmaması nedeniyle alan yazına önemli katkı sağlaması beklenmektedir. Aynı zamanda KDZ açısından ölçeğin, tüm değer zincirinde bulunan firmaların KDZ tasarlarken doğru stratejiler belirlemelerine yardımcı olması beklenmektedir.
Yayın
Felsefi danışmanlık ve modern dönemlerde kaygı
(Maltepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024) Teselli, Hüseyin Armağan; Özüaydın, Bergen
Bu tez çalışması, "kaygı çağı" olarak nitelendirebileceğimiz bir dönem olan günümüzde, kaygı fenomenine felsefi bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir. Tez çalışması, sadece felsefi içgörülerle sınırlı kalmayıp, kaygının biyokimyasal (insan bedeni), tarihsel ve sosyal koşullar altındaki neden ve etkilerini de kısaca göz önünde bulundurur. Metinde, felsefe tarihi boyunca kaygı duygusunu doğrudan ya da dolaylı ve farklı biçimlerde ele alan çeşitli filozofların görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca, bu çok yönlü inceleme çerçevesinde, bireylerin kendilerini ve yaşadıkları dünyayı daha iyi anlamalarına yardımcı olacak değerli bir araç olarak öne çıkan felsefi danışmanlık disiplinin kaygıya yönelik derinlemesine bir anlayış ve pratik çözümler sunma konusunda nasıl bir rehberlik ve destek sağlayabileceği, felsefenin hayatımızı nasıl yönlendirebileceğinin gösterilmesi amaçlanmaktadır.